Saf Hırsız ile Uyanık Ev Sahibi
Eski metinler yalnızca geçmiş zamanların hikâyelerini anlatmaz; insanın değişmeyen taraflarını da bugüne taşır. Hırs, tamah, kurnazlık, saflık, aldanış… Yüzyıllar geçse de başka suretlerde yeniden karşımıza çıkar. Doğu hikâye geleneğinin önemli isimlerinden Beydeba’ya atfedilen bu anlatı da zekâ ile...
İbn Hazm’dan Bir Eflatun Hikâyesi
İnsan bazen bir yüzü değil, kendi içindeki yankıyı sever. Bir bakışta, bir seste ya da bir huyda kendinden bir iz bulduğu için yakınlık duyar bir başkasına. Güvercin Gerdanlığı’ndan bu bölüm de aşkı yalnızca bedensel bir çekim olarak değil, ruhların birbirini tanıması olarak ele alıyor. İbn Hazm’a göre...
Mesnevi’den Bir Hikâye: Aslan, Tilki ve Kurt
Bu kıssa, zahirde hayvanlar arasında geçen bir hadise gibi görünse de, bâtında kulun Rabbine karşı edebi, nefsin terbiyesini ve hakikati idrak yolunu anlatır. Güç ve kudret karşısında benlik iddiasının nasıl helâke sürüklediğini; buna karşılık teslimiyet, feraset ve ibretle hareket edenin nasıl selâmete...
Passız Aynada Yüzüne Bakıp Kabahati Aynada Bulan Siyahi
Molla Câmî, insanın en eski yanılgılarından birine işaret eder: Kendine bakmak yerine, gördüğünü suçlamak. Hakikat çoğu zaman dışarıda değil, yüzümüze tutulmuş bir aynada saklıdır; fakat o aynaya cesaretle bakabilmek herkesin harcı değildir. İşte aşağıdaki metin, insanın kendi kusuruyla yüzleşmekten...
Tavusluk Taslayan Çakalın Hikâyesi
Tûtînâme kadim metinlerimizin en önemlilerindendir. Bugün fabl diye adlandırdığımız hayvan hikâyeleriyle insana insanı anlatmış, o kısacık hikâyelere hikmetler sığdırmayı başarmıştır. Hikâyeleri zamanla anonimleşmiş, dilden dile de yayılmıştır. Biz de Kadim Metinler bölümümüze Tûtînâme’den bir...
Zalim Bir Kâhyanın Hikayesi
Bir kâhya vardı. Öyle yedi belâ idi ki, onun korkusundan erkek arslan, dişi arslan olurdu. Derken, bu herif kuyuya düştü. İnsanlar hakkında kötülük düşünen daima kötülük görür. Bu kâhya da oraya düşünce; aciz ve ıstırap içinde kaldı. Kuyu içinde gece sabaha kadar uyumuyor, can kurtaran yok mu diye...
Yunus Emre denilince akla Türkçe gelir elbet
Yunus, Türkçe’ye can vermiş, Türkçe’yi var etmiş şairdir. Ancak Yunus’a şair denilince de akıllar karışır; o bir yanıyla şairdir ama bir yanıyla da anlaşılan manada oturup da şiir yazmamıştır. Yine de öyle bir ses salmıştır ki kâinata aradan yüzlerce yıl geçse de hep okunmuş, hep söylenmiştir....
Aslan, Tilki ve Kurt
Mesnevi’deki hikâyelerin basit olması ama deşildikçe yeni manalar vermesi de eserin zenginliğini göstermiştir.
