Mevlana yer yer tartışmalı bir isim haline getirilse de seveni her zaman daha çok olmuş, kabri her zaman ziyaretçilerle dolup taşmıştır. Mesnevi ise yazıldığı günden bu yana her zaman başucu kitabı seçilmiş, üzerine şerhler yazılmış, dersler okutulmuştur. Mesnevi’deki hikâyelerin basit olması ama deşildikçe yeni manalar vermesi de eserin zenginliğini göstermiştir. Çok basit fabl anlatılarından büyük hakikatler veren bir kitap olmuştur. Aslan, Tilki ve Kurt hikâyesi de isterse okunup geçilebilecek isterse de üzerinde tefekkür edilip hisseler alınacak bir hikaye
ASLAN, TİLKİ VE KURT
Bir gün aslan, kurt ve tilki avlanmak için dağa çıkmışlardı. Avları yakalayıp birbirinin sırtına yükletmek ve taşımak için yardım edeceklerdi. Üçü birlikte o geniş kırda birçok av tutacaklardı. Aslında erkek bir aslan için kurt ve tilki ile arkadaşlık etmek ayıptı, lâkin aslan onlara ikram olsun diye, kendilerine yoldaşlığı kabul etti.
Bu cemaat, aslanın maiyyetinde heybet ü azametle dağa doğru gidince, bir yaban sığırı, bir keçi ve iri bir tavşan avladılar. Avlarını ormana getirdiler. Aslan kurda dedi ki:
“Ey eski ve tecrübeli kurt! Bu avı aramızda taksim ederek bir adalet göster.
Kurt:
“Şahım, yaban sığırı senin payındır. O büyüktür, sen ise iri gövdelisin. Bu, sana lâyıktır. Keçi benim hissemdir ki, orta vücutludur. Ey tilki, sen de tavşanı al.” diyerek taksimatı yaptı. Fakat bu taksimat aslanı hoşnut etmemişti:
“Ey kurt! Sen ne dedin? Ben burada iken sen ve ben demeye cesaret ediyorsun hâ!.. Haydi, bana doğru gel!” dedi ve kurdun yaklaşmasıyla ona bir pençe vurması bir oldu. O pençe darbesi kurdu parçaladı. Aslan kükremeye devam etti:
“Mademki beni görmek ve karşımda bulunmak, sana kendini unutturmadı; böyle bir cana, inleyerek ölmek gerektir!”
Ondan sonra aslan, tilkiye dönüp:
“Şu avları yemek için bir de sen taksim et!” dedi.
Tilki, aslanın önünde yerlere kapandıktan sonra dedi ki:
“Efendimiz; şu besili sığır, kuşluk yemeğin olsun. Şu keçi öğle yemeğin, tavşan da gece çerezin olsun!”
Aslan, bu taksimattan hoşlanmıştı:
“Ey tilki, sen böyle bir taksimi kimden öğrendin?” diye sordu. Tilki de:
“Ey hayvanlar âleminin padişahı! Kurdun hâlinden öğrendim!” cevabını verdi.
Bunun üzerine aslan:
“Mademki sen bizim aşkımızda fânî oldun ve bu fedakârlığı gösterdin, avların üçünü de al götür.”
“Bir kimse Allah’ın olur, her şeyini, hatta kendini Allah’a verirse, Allah da onun olur.”
Tilki o zaman; aslan, avların taksimini kurttan sonra bana emretti diye yüzlerce kere şükretti ve dedi ki:
“Eğer bunları bana evvelden ‘taksim et’ diye emreyleseydi, aslanın pençesinden canımı kim kurtarabilirdi?”
