Furkan Çalışkan- Silahlı ve Tehlikeli
Burası bir şiir bölümümüzde Furkan Çalışkan’ın Silahlı ve Tehlikeli şiirine yer vermek istedik. Hüzün ile ironinin bir arada bulunduğu şiir tam da günümüze ayna tutması açısından oldukça önemli. İleri karakollarında kaderin Heybeleri yoklanan bir kaçakçıdır halim Unutunca hayatta kalmak için gereken...
Gülten Akın- Uzun Yağmurlardan Sonra
Burası Bir Şiir bölümümüzde Türk edebiyatının en zarif seslerinden olan Gülten Akın en zarif şiirlerinden birini, Uzun Yağmurlardan Sonra şiirini seçtik. Kalpten çıkan şiir kalbe ulaşır diye. Sen yağmurlu günlere yakışırsınYollar çeker uzak dağlar çeker uzak evlerIslanan yapraklar gibi yüzün ışırIşırsa...
İsmet Özel-Jazz
Modern insanın ruh hâli çoğu zaman görünmez bir telaşın içinde şekillenir. Yetişilmesi gereken işler, tutulması gereken sözler, ödenmesi gereken borçlar, kaçırılmaması gereken vapurlar… Gündelik hayatın sıradan gibi görünen baskıları, insanın iç dünyasında büyüyerek varoluşsal bir sıkışmaya...
İlhan Berk- Üç Kez Seni Seviyorum Diye Uyandım
Burası bir şiir ve bu şiir İlhan Berk’in Üç Kez Seni Seviyorum Diye Uyandım şiiri. Çünkü şair, herkesin yaşadığı duyguları herkes gibi dile getirmeyen kişidir ve herkesin bu dile getirilişi işitmeye ihtiyacı vardır. Üç kez seni seviyorum diye uyandım Tuttum sonra çiçeklerin suyunu değiştirdim Bir bulut...
Kemalettin Kamu- İrşad
Şiir gücünü hatırlatma vazifesinden alır bir yerde. Şiir, insanın karşısına geçer ve ona hatırlatır. Unuttuklarını, unutmaya çalıştıklarını, üstünü örttüklerini, bastırdıklarını, kaçmaya çalıştıklarını… Sade, basit görünür ama derine inildikçe konu konuyu açar, şiirin en zor edebi tür...
Osman Konuk-Şımarık Çocuklarını İyi Okullara Kaydettiren Mütedeyyin Esnaf
Türk şiirinin kendine has ve aykırı seslerinden Osman Konuk, şiiri yalnızca estetik bir uğraş olarak değil, çağın ruhuyla hesaplaşmanın imkânı olarak da görür. Onun dizelerinde gündelik hayatın sıradan ayrıntıları, toplumsal çürümenin işaretleri ve insanın varoluş sancıları iç içe geçer. Bu şiirde de...
Melih Cevdet Anday-Teknenin Ölümü
Melih Cevdet Anday’ın Teknenin Ölümü şiiri, yalnızca bir teknenin sonunu anlatmaz; insanın varoluşla, zamanla ve ölümle kurduğu kadim ilişkiyi de sorgular. Deniz burada bir mekândan çok hafızadır; tekne ise sürüklenen, arayan, yorulan ve sonunda parçalanan insan ruhu. Anday’ın yoğun imgelerle ördüğü bu uzun...
Ülkü Tamer-Çünkü Çarşılardan Geçtim
Bazı şiirler bir hikâye anlatmaz; insanın içine yerleşmiş eski bir sürgünü konuşur. Bu şiirde de çarşıların kalabalığı, develer, testiler, minareler ve geceleri yakılan ateşler arasında dolaşan bir ruh var. İnsanların arasından geçiyor ama hiçbir yere ait olamıyor. Yaşadıklarıyla değil,...
Sezai Karakoç-Ping-Pong Masası
Bu şiir, anlamın çizgisel akışını bilinçli biçimde kıran; tekrar, ses ve çağrışım üzerinden ilerleyen bir dil kuruyor. “Tak tak” gibi ritmik tekrarlar, gündelik hayatın sıradan nesneleriyle (iplik, top, masa) birleşerek hem oyun duygusu hem de tuhaf bir varlık-yokluk gerilimi yaratıyor. Şiirdeki parçalı...
Cevdet Karal-İlahiyat Fakültesinin Bahçesindeki Ceset
Modern insanın inşa ettiği kurumlar, zamanla kendi hakikatini örten birer kabuğa dönüşür. Akademinin dili, dinin temsili, şehrin beton hafızası… Hepsi, görünürde düzen kurarken içeride bir çürümenin izlerini taşır. Bu şiir, tam da o örtünün altına eğilerek konuşuyor. İroniyle sertleşen, öfkeyle...
