Bu şiir, anlamın çizgisel akışını bilinçli biçimde kıran; tekrar, ses ve çağrışım üzerinden ilerleyen bir dil kuruyor. “Tak tak” gibi ritmik tekrarlar, gündelik hayatın sıradan nesneleriyle (iplik, top, masa) birleşerek hem oyun duygusu hem de tuhaf bir varlık-yokluk gerilimi yaratıyor. Şiirdeki parçalı yapı, okuru kesin bir anlamdan ziyade bir hâlin içine davet ediyor: yarım kalmışlık, kesintiye uğramışlık ve ironik bir kabulleniş. Bu yönüyle metin, modern şiirin absürt ve deneysel damarına yaslanırken, aynı zamanda sade kelimelerle kurduğu dünyada derin bir yabancılık hissi üretmeyi başarıyor.
Beyaz iplik sert iplik ve tak tak
Yuvarlak top küçük top ve tak tak
Ping-pong masası varla yok arası
Ben ellerim kesik varla yok arası
Öpüçüğüne eyvallah ve tak tak
Beraber sinemaya … evet … ve tak tak
Ping-pong masası varla yok arası
Öküzün gözü veya dananın kuyruğu
Kadifekale veya Sen nehri
Ha Sezai ha ping-pong masası
Ha ping-pong masası ha boş tüfek
Bir el işareti eyvallah ve tak tak
Gözlerin ne kadar güzel ne kadar iyi
Ne kadar güzel ne kadar sıcak
Tak tak tak tak tak tak tak
