13:05 Sorduk Söyledi

Abdülhalik Aker’e Sorduk, Söyledi

Türk edebiyatında sıkça rastladığımız melankoli ve iç sıkıntısı hâli sizce tarihsel bir miras mı, kültürel bir kod mu, yoksa bireysel bir tercih mi? Bu duyarlılık edebiyatımıza ne kazandırdı, ne eksiltti?

Edebiyatın bir yönüyle hüzünden beslendiğini söyleyebiliriz. Bu yalnızca bizim edebiyatımız için değil dünya edebiyatı için de böyledir. İnsanlığın ortak acıları, ortak sevinçlerinden daha çok birleştirici olsa gerek. Türk edebiyatında melankolinin nedeni saydığınız üç şeye de bağlanabilir. Bunlar birbirlerini reddeten, ortadan kaldıran unsurlar değil. Bireysel anlamda melankoliyi ve hüznü seven, ruhsal anlamda belki kendisi de biraz böyle olan yazar ve şairlerimiz yok değil. Öte yandan kültürel bir kod olarak da Türk insanı buna uzak değil hatta teşne diyebiliriz. Bu durum edebiyatta melankolinin tarihsel bir miras olarak da sürdürülmesini sağladı. Haşim’in melali anlamayan nesle aşina değiliz, demesi bu gerçekliği veciz bir şekilde ortaya koyuyor. Edebiyatımıza ne kazandırıp ne kaybettirdiğine gelecek olursak bu çok su kaldırır bir hamur. Melankoli de diğer her şey gibi sahici ise insan tabiatının bir unsuru, insanlık hâllerinden bir hâl olarak edebiyatımıza katkı sağlamıştır elbette. Nihayetinde edebiyat dediğimiz şey insanı anlamak ve anlatmak işi, diğer bütün her şey retorik ve araçtır. İnsanın melalini anlamak ve anlatmak da elbette kıymete değerdir. Ve diğer her şey gibi romantik ve yapma olduğunda insan hakikatini yansıtmadığı için değersizdir, öyle olmaya devam edecektir.

Close