Câhız anlatıyor: “İyas b. Muâviye bir gün yerdeki bir yarığı göstererek, “Buranın altında bir hayvan var” dedi. Yarığa bakıldığında gerçekten de içinde bir yılan olduğu görüldü. Yanındakilerin, “Nereden anladın?” diye sorması üzerine İyas, “Yarık boyunca rutubet izi gördüm ve bunun bir canlının nefesinden kaynaklandığını tahmin ettim” dedi.”
***
Kadı Ebû Hâzim babasından aktarıyor: “Yahya b. Eksem yirmi yaşında Basra kadılığına tayin edilmişti. Adamın birinin bir gün, “Bunun yaşı kaç?” diye kendisini küçümsemesi üzerine Yahya b. Eksem, “Ben Hz. Peygamber’in (sav) Mekke’ye kadı olarak gönderdiği İtâb b. Üseyd’den, Yemen’e gönderdiği Muaz b. Cebel’den ve Hz. Ömer (r.a.)’in Basra’ya gönderdiği Ka’b b. Sûr’dan daha büyüğüm” karşılığını verdi.”
***
Adamın birinin kirada oturduğu evin tavan tahtaları çok ses çıkarıyordu. Ay sonunda ev sahibi kirayı istemeye geldiğinde, “Tavanı onar, çok ses çıkarıyor.” dedi. Ev sahibi, “Daha ne istiyorsun? Allah’ı tesbih ediyor. Böylesini nereden bulacaksın?” karşılığını verince, “İşte ben de bundan korkuyorum; ya bir de aşka gelip secde etmeye kalkarsa!” dedi.
***
Adamın biri, kendisine dört gün boyunca oğlak eti yediren bir arkadaşına, “Bu oğlağın ölü olarak geçirdiği günler sağ olarak geçirdiğinden daha uzun oldu.” dedi.
***
Ebû Bekir el-Hattât anlatıyor: “Yazısı çok kötü bir fakih vardı, insanlar bundan dolayı kendisini kınarlar; o da buna kızardı. Bir gün dericiler çarşısından geçerken, üzerinde kendi yazısından daha kötü bir yazı bulunan bir deri parçası gördü ve oldukça yüksek bir fiyata satın aldı. Arkadaşlarının yine kendisini ayıplamaya başladıkları bir mecliste çıkarıp, “Benim yazımdan daha kötüsü de var; size gösterebilmek için bir sürü para vererek aldım!” dedi. Yazıyı incelediklerinde altında fakîhin adının yazılı olduğunu gördüler. Meğerse gençliğinde yazdığı bir yazıymış.”
