Değirmenimden Mektuplar- Arles’li Kız
Değirmenimden köye doğru inecek olursanız, içinde çitlembik ağaçları bulunan büyük bir avlunun sonunda, yolun kenarına yapılmış bir çiftliğin önünden geçersiniz. Burası, kırmızı kiremitleri, gelişigüzel açılmış pencereleriyle, geniş koyu renkli cephesiyle, en üstte ambarın fırıldağı, saman...
Tolstoy, Şeytanın Hilesi
Yoksul bir köylü sabah erkenden çift sürmeye gitmiş, sabah çorbasını içmediği için yanına bir parça ekmek almıştı. Tarlaya varınca torbasını indirip bir çalının altına koydu. Ekmeği de onun yanına bırakıp, kaftanını üzerine örttü. Bir müddet çift sürdü. At yorulup, köylü de acıkınca sabanı...
Sabahattin Ali, Birdenbire Sönen Bir Kandilin Hikâyesi
Hasta sinirlerim için tavsiye ettikleri bu kimsesiz ve gürültüsüz yerlerde, uzun bir akşam gezintisinden dönüyordum. Sıcak bir sonbahar gününün sonuydu. Gecenin yaklaştığını gören tabiat, serin bir nefes almak için kımıldanıyordu. Biçilmiş tarlaların ortasında ıslak bir halat gibi parlayarak uzanan patikaya...
Necati Cumalı- Kaybolan
Erkek kapıyı açtıktan sonra geri çekildi. Geçmesi için karısına yol verdi.Ellerinde küçük yol çantaları, bavullarıyla eve girdiler. Bir tuhaftı evin içi. On gündür insansız kaldığını belli eden bir hava, bir yabancılık kokusu sinmişti her köşesine. Kadın salonun bahçeye bakan pancurlarını açtı. Nisan...
Sadık Yalsızuçanlar’dan İki Minimal Öykü
Hafif sesler Ölümünden üç gün önceydi. Hatmi çiçeğiyle başını yıkadın. Saçını at kuyruğu yaptın. Şehir gibiydi bedenin. Günahımdan sorumlu tutmuyor gibi davranmıştın. Gıslaved çizmemi, yün çorabımı ayağıma geçirdim, kırmızı benekli eldivenlerimi taktım, mezarlığı geçerek kardelen aramağa...
Sabahattin Ali- Ayran
Köyden istasyona giden yol, eriyen karlarla diz boyu çamurdu. İki mızrak boyu yükselen güneş, tarlaları hala örten karların üzerinde pırıltılarla ve göz kamaştırarak yanıyor, fakat yoldaki pis su birikintilerine vurunca donuk sarı bir renk alıp boğuluyordu. Kocaman ve altı çivili kunduralarını çıplak...
Ömer Seyfettin- Külah
Mıstık, katmerli bir göçmendi. Bulgaristan’da doğmuş, büyüyüp biraz aklı başına gelince hemen, sınırın on dakika ötesine kapağı atmıştı. “Türkiye değil mi? Sınırı geçer geçmez Bağdat’a kadar hepsi aynı!” diyordu. Az zamanda Babyak’taki Türkçe bilmez Pomakların akıl hocası...
Guy de Maupassant- Otel
Bir gün yaşlı Gaspard avlanmak için dışarı çıkar ve geri dönmez. Karlarla kaplı bu koca boşlukta köpeğiyle tamamen yalnız kalan genç Ulrich, arkadaşını arasa da bulamaz. Günler süren yolculukta Gaspard yalnızlık, mücadele, yaşamak isteği gibi düşüncelere girer, kapılır, sorgulamalar yapar. Maupassant halen...
Abdullah Kasay- Kapıdaki Işık
Şivlilikten bir gün önce bütün mahalle yağ kokardı. Kiminin tavasında bişi kabarır, kiminin avlusunda kavurga çevrilir, bakkal Niyazi’nin camekânına renkli şeker paketleri yığılırdı. O kokular duvarlardan aşar, bacalara tırmanır, çocukların uykusuna kadar sokulurdu. Bizim ev o yıl hiçbir şey kokmuyordu. Annem...
İki Buçuk
İşte gene hiç sevmediği bir duruma düşmüştü! Bin kez söylemişti kendi kendine ki, “Dolmuşa bindiğim zaman değil, inerken parayı vereceğim bundan sonra!” Olmuyordu, olmuyordu Allah belasını versin. Bundan önce bir değil, beş değil, belki de on, on beş, yirmi sefer hep aynı duruma düşmüş, şoförle...
