Seni arıyorum dağ eteğinde deniz ve çayır kenarında ağlayarak seni arıyorum, rüzgarların geçidinde...
Önce sola, sonra sağa, yine solaBakan akıldır, kalp uzatmazAkıl iki kere ikiyi iyice bilirKalp ikiyi...
an gelirpaldır küldür yıkılır bulutlargökyüzünde anlaşılmaz bir heybeto eski heyecan ölüran gelir...
“Mutlu çingeneler bile gördüm” Aynı yerimden kaç yere vurulduysam O kadar mutluluk gördüm Otuz...
Göz seni görmeli, ağız seni söylemeli Hafıza seni anmak ödevinde mi Bütün deniz kıyılarında seni...
Yüzünü okşayan yaslı meltemlerinde var bize borcu Yosun kokan nemli duvarlara adını kazımadığımı...
karanlıkta deri değiştirmek çok da anlamlı değildir bir zenci için çünkü büyük harflerle yazılmış...
Bunlar son satırlarım sanaZira bir rüzgârdım;uçtum,esip geldim sokağına. Ya da bir yağmur sel...
Ne yapmalı bir yaz Mardin’de sokakları koştuğun kente yürüyemiyorsan Ben bu güneşte karıncadan...
Henüz yirmi yaşında dünya Zannım döndürüyor dünyayı adımlarım Her yeni bir gün Göz kırpışlarım...
Her şeyi bir kenara bırakalım mı? Sözlerin uzunluğu kenarların boylu boyunca uzandığı yollar gibi...
Bu şiir, şehrin paslı gürültüsüyle insanın içindeki suskun kuyuyu aynı anda duyuruyor. Kadıköy...
Şiirin en büyük gücü, ölümü anlatırken hayattan vazgeçmemesidir. Birkaç dizeyle insanın varoluşuna...
Şaşırıvermiştik… ortalık yaz gibi Oysa ki trene bindiğimiz vakit Kar yağıyordu...
yorgunum: az önce bitirdim
bir günlük öyküsünü dünyanın...
