10:41• Burası Bir Kitap

Peter Mendelsund- Okurken Ne Görürüz?

Burası bir kitap ve bu kitap Peter Mendelsund’ın Okurken Ne Görürüz? kitabı.

Edebi eserlerdeki betimlemeleri okuduğumuzda zihnimizde ne canlanır? Yazarın hayal ettikleriyle bizim hayal ettiklerimiz örtüşür mü, yoksa tamamen kendimize özgü karakterler/mekânlar mı yaratırız? Betimlemeler hiçbir zaman eksiksiz değildir, mutlaka atlanan detaylar kalır. Bu boşlukları nasıl doldururuz? Dahası, betimlemeler bazen peyderpey gelir; sözgelimi bir karakterin boyuna posuna dair bilgi edindikten yirmi sayfa sonra öğreniriz göz rengini ve biçimini. Peki o arada gözlere ne olur? Karakterimiz gözsüz mü idare eder?

Aslen kitap tasarımcısı ve aynı zamanda sıkı bir edebiyat okuru olan Peter Mendelsund, yönelttiği bu ve benzeri sorularla, okurken zihnimizde olup bitenleri daha detaylı düşünmeye çağırıyor bizi.

Bir romanı okurken veya bir öyküyü, yazarın çizdiği karakterle okurun zihninde canlanan karakter birbirinden aslında farklıdır. Peki bu eserin niteliğini zedeler mi? Dünyada bir milyon kişi Anna Kareninna’yı okuduysa, bir milyon tane Anna Kareninna var demektir aynı zamanda. Çoğumuz bir roman sinemaya uyarlandığında “Ben o karakteri zihnimde hiç de böyle canlandırmamıştım” cümlesini kurarız veya kuran birisini duyarız.

Dolayısıyla yazar ne kadar gerçekçi bir sahne tasvir ederse etsin esasında onun tasviri okurun gerçekliğine toslayacaktır ve yazar ile okurun gerçekliklerinden ortak paydada yeni bir gerçeklik doğacaktır.

Peter Mendelson okumak eylemini “hikâye” üzerinden aktarır. “Okumak denen bir hikâye var” der. “Hepimiz bu hikâyeyi biliyoruz. Resimlerin ve zihinde canlandırmanın hikâyesi bu.”

Dolayısıyla okur zihninde canlandırır ve o andan itibaren yeni bir hikâye başlar aslında. O nedenle de her yazar metinde okura da yer vermek zorundadır.

Okumanın hikâyesi hatırlanan bir hikâyedir. Okurken metne gömülürüz. Ve ne kadar çok gömülürsek -ne kadar dalgın olursak- analitik zihinlerimizi mevcut anda bizi içine çeken deneyime o kadar az odaklayabiliriz. Dolayısıyla okuma hissini tartıştığımız zaman aslında okumuş olmanın anısından bahsediyoruzdur.

Ve bu okuma anısı sahte bir anıdır.

Her okurun, okurluğa yeniden bakacağı, farklı bir gözle ele alacağı ve kitaplarla ilişkisine yeni bir boyut katacağı nadide bir eser.

↑
Close