Burası bir kitap ve bu kitap Şişmanyalamayan Sumocu. Éric-Emmanuel Schmitt’in “Doğu Üçlemesi” dizisinde yer alan roman, bir gencin büyüme ve kendini keşfetme yolculuğunu anlatır.
Tokyo sokaklarında mendil satarak yaşamaya çalışan 15 yaşındaki Jun, öfke dolu ve karamsar bir ergendir. Ailesini ve geçmişini reddeden Jun, etrafındaki her şeye karşı büyük bir kırgınlık besler. Bir gün sokakta onu gören sumo ustası Shomatsu Shinto, Jun’un içindeki öfkeyi ve gizli potansiyeli fark eder. Jun’a bakıp “Sende şişman bir adam görüyorum” diyerek onu sumo güreşçisi olması için kendi sumo okuluna davet eder.
Jun başta teklife sıcak bakmaz ancak sonra kabul eder. Sadece sumo eğitimi değil, aynı zamanda Jun’un ruhsal değişimi de gerçekleşir eğitimle. Öfkesi yerini sevgiye bırakır, karamsarlık umuda. Schmitt’in bir oturuşta bitirilebilecek denilen türden yazdığı her romanı gibi Şişmanlayamayan Sumocu da sıcak, akıcı ve yeni bir bakış kazandıracak eserlerden.
Roman psikolojik ve felsefi olarak da alt metinler içerir. Bedenin, zihne de ket vurduğu, beden ile zihnin dolayısıyla kalbin birbirine bağlı olduğu da ince ince işlenir. İnsanın geçmişiyle, hayatıyla barışmadan sağlıklı bir gelecek kurmasının imkansız olduğu da romanda işlenen ana temalardan biridir.
Jun, sumo felsefesinin sadece kas ve yağ kütlesinden ibaret olmadığını, zihinsel bir denge, disiplin ve ruhsal barış gerektirdiğini anlar. Annesiyle olan geçmiş hesabını kapatıp ruhsal yüklerinden arındıkça, bedeni de dönüşmeye ve sumo sporu için gerekli güce ulaşmaya başlar. Psikolojik yüklerden kurtuldukça bedeni de gelişmeye başlar.
“Sen niçin gelişemiyorsun? Çünkü kendinden beslenemiyorsun: Ruhundan kopmuşsun, böyle yapay bir zemine konulmuş gibisin, betona gömülmüş bir tohum gibi. Kökün olmadan gelişemezsin!”
