Yazar ve editör Müzeyyen Çelik Kesmegülü’ne “Ne okusak?” diye sorduk. O da bize Barry Sanders’tan Öküzün A’sı kitabını söyledi. Öküzün A’sı yalnızca içeriğiyle değil, okurda bıraktığı yeniden okuma arzusuyla da ele alınıyor. Kitabın okuryazarlık ve sözellik arasındaki ilişkiye, aile hayatına ve çocukların dünyasına açtığı pencereden hareketle, okumanın insan hayatındaki yeri ve geleceği üzerine bir değerlendirme bulacaksınız.
Bu kitap, bitecek diye ağır ağır okuduğum kitaplardan biriydi. Hatta aynı sayfaları dönüp dönüp tekrar okuduğum çok olmuştur. Şu an bunu yazarken bile bende yeniden okuma arzusu oluştu. Kitap hem içeriği hem de rahat okunan üslubuyla da insanı içine çeker. Bu durumda çevirmeni Şehnaz Tahir’i de anmamak olmaz. Çeviri gerçekten çok başarılı.
İçeriğe geçecek olursam Öküzün A’sı okuryazarlık ve sözellik arasındaki ilişkinin insanın varoluşuyla nasıl paralel ilerlediğini örneklerle tarihsel bir akış içinde bize verir. Okuryazarlığın alfabelerin kullanılmasından çok önce var olduğundan bahseder. İnsanın varoluşuyla okuryazarlığın hep iç içe olduğunu işaret eder bize. Masallarla, mitlerle efsanelerle devam eden süreç yazıyla yeni bir form kazanmıştır sadece. Aslında hayatımızda hep vardır. Bu kitapta dikkatimi çeken başka bir durumsa günümüzde sözlü iletişimin azalmasının insanlığın varoluşunun asıl tehlikesi olduğunu dile getirmesi olmuştur. Bunca teknolojik imkana rağmen okuryazarlığın tarihteki en tehlikeli zamanları yaşadığını anlatır. Eğer bu devam ederse insanlığın sonu gelecektir, der. Okuryazarlığın aileyle ilişkisi de doğal olarak karşımıza çıkar. Çocuklar çekirdek aile sıcaklığında değil de soğuk ekranın mavi ışığın etkisinde yetiştiği için sözellik git gide kaybolmaktadır. Bu da tehlike çanlarının çaldığını göstermektedir. Nitekim çocuklar ve gençler arasındaki şiddet olayları dünyanın dört bir yanında da ülkemizde de artarak devam etmektedir. Sözelliğin, iletişimin, aile sıcaklığının azalmasının hayatımızı ciddi şekilde etkilediğini daha fazla da etkileyeceğini bu kitapta derinlikli şekilde görüyoruz. Okumanın geçmişte olduğu gibi bugün de aynı etkiyle yaşamı anlamlı kıldığını ve devam etmesi gerektiğine ikna eder okuru. Diğer yandan pedagojik açıdan da okura aktarılanlar ebeveynlere ışık tutar. Çocuklara canlarının biraz sıkılması için boş zaman bırakmanın onların yaratıcılığını ve düşünme becerilerini geliştirdiğini söyler. Etkinliklerle, okulla bütün zamanları doldurulan çocukların yaşam becerilerinin zayıf olacağını söyler.
Öküzün A’sı benim ufkumu açan önemli kitaplardan oldu. Bu tarz kitaplara ilgisi olanlara öneririm.
