Dokuzuncu Hariciye Koğuşu: “Ağaçların bile sıhhatine imrenerek yürürdüm.”
Fatih Harbiye: ” Kendi kendini aldatmak, başkalarını kanıdırmak kadar basit değildir ve insan kendi içindeki adaletten ürkmeye başlar.”
Yalnızız: “Kaderinin şoförü sensin. Emin ol. Onu dram istikametinde sürme. Biraz gül, yahu! Değmez vallahi bu dünya.”
Matmazel Noraliya’nın Koltuğu: “Delilik şüphesiz aptallıktan iyidir. Delilik, var olmuş bir zekânın yok oluşudur; aptallık, var olmamış bir zekânın var olmamaya devam edişidir. Deliliğin hiç olmazsa mazisi şanlı. Aptallığın şerefli bir tarihi bile yok.”
Sözde Kızlar: “Ve bir yalan söylendiği zaman insanların değil, eşyanın bile buna nasıl tahammül ettiğine şaşarım.”
Bir Tereddüdün Romanı: “Düşün ki her an ben değişiyorum, her an sen değişiyorsun, buna rağmen birbirimizi nasıl tanıyabiliyoruz? Bu kaçan benliklerimizi birbirimizde aramak tecessüsü olmasaydı bir saniye konuşabilir miydik?”
Canan: “Güzelliğin bütün sırrı, sır olmasındadır; en bayağı, en çirkin şey, bizden gizlendikçe gözümüze güzel görünür, en güzel sandığımız şeylerin tahlili de onların bayağılığını ve çirkinliğini bize gösterir.”
Biz İnsanlar: “Kendilerinden kuvvetli olana karşı ziyan ettikleri gururu daha zayıfların izzetinefsini yağma ederek telâfiye çalışırlar. Niçin? Korkarlar. Aç kalmaktan korkarlar. Etek öpmeleri bundandır.”
Mahşer: “Çok tekrar edildiği halde, sesine bir türlü alışılmayan meşhur kelime: ölüm, ölüm, ölüm…”
Bir Akşamdı: “İnsan bu dünyada aldıklarının hepsini iade eder. Müstesna yoktur.”
