“Mutlu çingeneler bile gördüm”
Aynı yerimden kaç yere vurulduysam
O kadar mutluluk gördüm
Otuz beş artı üçün kırk etmediği kadar çok insan gördüm
Yine de iyi tanıyamadım hiçbir kediyi
Gelinciklerin ve kurtların kavgasında hep taraf tuttum
Aşk neredeyse diğer tarafta acıyla durdum
Mutlu olduğunun farkında olmayan çingenelerle konuştum
Kuşların ağladığı yerlere koştum
Sonra aniden sesler duydum ” kahrolsun toz bulutları ve çocuklara çevrilen silahlar”
Göz kapaklarım düşüyordu mutlu çingene eteklerine
Şimdi bir şairin beni sev dediği yerdeyim
Bulunmak istenmeyen ceviz böceği gibi saklanıyorum
Çingenelerin çiçekleri gibi sereserpe uzanıyorum
Bu yatak bu bilinmezlik , ah ben!
Durmak gibi bir eylem beni öldürebilir
Dağ desenlerinin arkasına saklanan Uhudlu bir askerim
Yaylar ve oklar arasında soluk soluğa koşuyorum
Mahcubum
Üzülmek denen duygunun altını üstüne getirmiş canbazım işte
Zamanı öyle sıkı tutuyorum ki avuçlarım terli
içe dönük çocuk gibi kendine kızgın başkasına mutlu
