Fethi Gemuhluoğlu, 1923’te İstanbul Göztepe’de, Arapkirli bir Türkmen ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Çocukluğu, son Osmanlı aydınlarının yaşadığı Erenköy ve Göztepe çevresinde geçti. Ailesinin ve yetiştiği çevrenin onun tarih, edebiyat ve tasavvufa ilgisinin şekillenmesinde önemli bir payı oldu.
Haydarpaşa Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine devam etti. Ancak meslek hayatı farklı alanlara uzandı. 1950-1955 yılları arasında çeşitli okullarda Türk dili ve edebiyatı öğretmenliği yaptı. Ardından 1955-1963 yılları arasında Spor ve Sergi Sarayı’nın müdürlüğünü üstlendi. Bir süre Almanya’da serbest gazetecilik yaptı. Türkiye’ye döndüğünde Millî Eğitim Bakanlığında özel kalem müdürlüğü, ardından Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinde basın müşavirliği görevlerinde bulundu.
Fakat Gemuhluoğlu’nun hayatındaki asıl iz, yaptığı görevlerden çok insanlarla kurduğu ilişkilerde ortaya çıktı.
Çok sayıda vakıf, dernek ve hayır kurumunda görev aldı. Kuruluşunda öncülük ettiği Türkpetrol Vakfı’nın sekiz yıl genel sekreterliğini yürüttü. Burada özellikle gençlerle yakından ilgilendi; onların eğitimlerine destek oldu, yeteneklerini fark etti ve onları bilgi, sanat ve kültür alanlarında ilerlemeleri için yönlendirdi.
Onun için insan yetiştirmek, hayatının merkezindeydi. Gençlerde gördüğü bir zekâ, cesaret veya sanat parıltısının peşine düşüyor; o parıltının kaybolmaması için elinden geleni yapıyordu. Bu yönüyle bir görev adamından çok, bir gönül ve hizmet adamı olarak hatırlandı.
Tasavvuf, Gemuhluoğlu’nun şahsiyetinin temel unsurlarından biriydi. Dostluğu hayatının merkezine yerleştirdi. Farklı çevrelerden edindiği insanlarla hiçbir karşılık beklemeden dostluk kurdu ve onlara hizmet etmeyi bir ibadet olarak gördü. Konuşmalarında, mektuplarında ve yazılarında sevgi, aşk, emek, hürriyet ve güzel ahlâk üzerinde durdu.
5 Ekim 1977’de İstanbul’da, henüz 54 yaşındayken hayatını kaybetti. Sahrayıcedid Mezarlığı’na defnedildi.
Ardında büyük bir külliyat bırakmadı. Fakat yetişmesine katkıda bulunduğu, yol gösterdiği ve hayatına dokunduğu insanlar onun en büyük mirası oldu. Ölümünden sonra yayımlanan Dostluk Üzerine ve Dostluğa Dair gibi eserlerle sözleri sonraki kuşaklara ulaştı.
Fethi Gemuhluoğlu’nun hikâyesi, belki de bu yüzden bir fikir adamının hayatından çok, başkalarının hayatına dokunarak yaşayan bir insanın hikâyesidir.
