12:00 Sorduk Söyledi

Muhammed Koç’a Sorduk Söyledi

Şair Muhammed Koç’a yapay zekanın böylesine yaygınlaştığı bir çağda insan elinden çıkan metinlerin kalıcılığını sağlayan etkeni sorduk. Yapay zekanın asla bir insan gibi yazamayacağının altını vurgulayan Şair Koç yapay zekanın kendisinin zaten insan eseri olduğunu vurguladı.

Yapay zekânın yazabildiği bir çağda insanın yazdığı metni vazgeçilmez kılacak unsur sizce ne olacak?

Bana kalırsa bunlar biraz klişeleşmiş sorular. Yani bu sual içinde bir ön kabul, bir dikotomi, bir zıtlık barındırıyor. Bazı örtük kabuller ihtiva ediyor. Kelime-kelime yahut cümle-cümle gidelim. Evvela insandan mücerret bir yapay zekâ varmış gibi bir intiba oluşuyor. Hem de bu yapay zeka öyle bir şeymiş ki kendi yazabiliyormuş! Doğrudan insana insan elinden çıktığı halde daha sonra insanı alt etmiş bir şey olarak prototipini edebiyatta Frankenstein üzerinden veren bir düşünce var. Biliyorsunuz Frankenstein bilim meselesinde çok erken bir örnek olarak bunu gösterir. İşte insan elinden çıkma bir şey kontrolden çıkar. Aslında arazî bir şeydir fakat sonra kopup bir kendilik kazanmıştır güya. Daha sonra da“yaratılan” şeyin “yaratıcısından” intikamı ile bitirir yazar hikâyeyi/romanı.

Belki bunun daha öncesi da vardır ama uzun zamandır bilimin, teknologinin, yapay zekanın ilerlemesi ile alakalı söylenenler bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde bu örtük mesajlarla geliyor. “Yapay zeka işimizi elimizden mi alacak?” “Yapay zeka tehlikesi!” Hatta bunu alaya alanlar veya umursamayanlar da var. Adam fırıncı işte sıcağın altında çalışıyor “Hani yapay zeka işimizi elimizden alacakmış, ne zaman alıyormuş, bekliyoruz.” diyor. Neyse işte sorunun ilk cümlesi “yapay zekanın yazabildiği bir çağda” derken bu bahsettiğim örtük kabuller birlikte geliyor. Bu insanı alt eden insandan çıkma yapay zeka/teknologi/bilim efsanesi, miti, imgesi birinci sıkıntımız. Yapay zeka dediğimiz şeyle ilgili bu işi bilen insanları dinlerseniz bahsedildiği gibi bir tehlike olmadığını, insan olmadan, veri olmadan bu işlerin ilerleyemeyeceğini; yapay zeka server’larının kiralık sistemler üzerine kurulduğunu ve gelip geçiçi şeyler olabileceğini, buna yapılan yatırımların vadeli işler olduğunu; Microsoft gibi şirketlerde üst yönetici olarak çalışanlar yapay zekanın işi elinden alma tehlikesi olmadığını, yapay zekayı bilen insanların daha önde olacağı bir düzen kuralacağını söylediğini görürsünüz. Dünyanın her yerinde yapay zekadan bağımsız bir iş krizi var ve bu kapitalizmle alakalı bir şey fakat bu görülmesin diye türlü numaralar çekiliyor.

Şimdi ben yapay zekaya bir gün “Metin Eloğlu’nun poetikası hakkında bilgi verir misin?” diye sordum. Güzel bilgiler veriyor ama cümleler aşırı tanıdık geliyor. Bilgileri kendi yazmış gibi sunuyor. Birkaç ısrarımdan sonra kaynaklarını söyledi. Benim bu hususta bir makalem var. Onu alıyor, cümleleri bir iki değiştiriyor ve bana sunuyor bilgileri. Cümleler o sebeple tanıdık geliyor. Ama hiç çaktırmıyor yapay zeka, ancak ben ısrar edersem “biraz bunlardan faydalandım” diye söylüyor. Yani yapay zekanın yazması böyle bir şey. Veriye (data) yani insana bağlı/bağımlı bir yazma. Çünkü o veriyi aldığı kaynak da insan o veriyi internete aktaran da insan. “Yapay zekanın yazdığı bir çağda” önermesi boşa düşüyor. Bunlar bana Belle Époque (Mutlu Çağlar) efsanesini andırıyor. İnsanlar öyle şeylere inanıyor ki işte fütüristik teknologiler, kusursuzluk, mükemmellik, robotlar, uçan arabalar, refah vesaire. Fakat 1914’te harp başlayınca ve II. Dünya Harbi ile de perçinlenince Zweig’in inandığı değerlerin çökmesinden dolayı intiharı gibi bir şey yaşanıyor önce. Bu aynı kökten çıkma bir şey bence bu “bağımsız ve müstağni bir Yapay Zekâ” efsanesi de. Fakat sonra tekrar canlandırılıyor başka isimlerle bu Belle Époque (Mutlu Çağlar) tarzı şeyler. Bir düşünün ufak birkaç bombada veya güvensizlik ortamında ne yapay zeka kalacak ne server’i. Ama edebiyat bu ortamlarda bile hep devam edecek.

Bu sebeple daha önce “insanın yazdığı metni vazgeçilmez kılan unsurlar” neyse şimdi de odur. Bu konuda bir değişiklik olmamıştır. Mesele derin, söz uzun, anlatılacak şeyler çok. Forster’ın Makine Duruyor isimli bir hikâyesi mevcut. Bu hikâye eski ama bence ufak revizelerle ve yorumlamalarla bugüne, bugünün bilim/teknologi/yapay zeka ile insan zıtlaşmalarına ve insanın biricikliğine dair ufak ipuçları barındırabilir…

Close