10:33 Burası Bir Kitap

Giorgio Agamben- Nesir Fikri

Siyaset teorisi üzerine yazdıklarıyla tanınan Agamben, Nesir Fikri’nde aşk, yalnızlık, hakikat, unutuş, dil gibi kavramları da ele alıyor. Ve bu ele alışı yazının bütün olanaklarını kullanarak gerçekleştiriyor. Kitapta deneme, fabl, şiir, kısa hikâye ve bulmaca gibi birçok tür karşımıza çıkıyor.

Agamben’in yazıları, neredeyse birçok kitabında sözü söyleyebilmesinden alır gücünü. Agamben uzatmaz, okuru kelime yığınının içine bırakmaz, söyleyeceğini yalın ve sarih bir şekilde dile getirir, sözü eğip bükmez, çekinmez, her zaman görüşünü ustalıkla serdeder.

“Atinalılar arasında filozof olarak görülmek isteyen birine sıkı bir dayak atmak adettendi, bu kişi sabır içinde dayağa katlanabilirse filozof olarak görülebilirdi. Bir keresinde onca dayağa katlanıp tüm darbeleri sessizce karşılamış biri şöyle haykırmıştı: ‘O halde bir filozof olarak anılmaya layığım ben!’ Ama hemen ardından şu haklı cevap gelmişti: ‘Öyle olacaktın, eğer sessiz kalsaydın!’

Fablın bize kesinkes öğrettiği şey, felsefenin sessizlik deneyimiyle alakalı olduğudur, ama bu deneyimi yaşamış olmak hiçbir şekilde felsefenin kimliğini oluşturmaz. Felsefe sessizlikte, kimliği olmadan öylece dikilir; isimsiz olmaya, bunun içinde kendi ismini bulmamaya tahammül eder. Sessizlik felsefenin gizli sözcüğü değildir, felsefenin sözcüğü kendi sessizliğini kusursuz biçimde sessizliğe terk eder.”

Agamben bu pasajda da görüleceği üzere söylenmiş sözleri tekrarlamaya girişmez hiçbir zaman, söylenmiş sözlerin üstüne ilavede bulunur, onun kitapları sözcük yığını, birikmesi değildir, okurla ilişkisi her zaman çok güzeldir tam da bu nedenle.

“Düşler ve hatıralar, yaşamın sözcüklerin ejderha kanına daldırır, bu şekilde onu hafıza karşısında korunaklı kılarlar. Zihinde belirmeden bir hatıradan diğerine atlayan hatırlanamayan, aslında unutulmayandır. Bu unutulmayan nisyan dildir, insanın sözüdür.”

“Şair neye sadıktır? Burada söz konusu edilen, bir önerme içinde sabitlenebilecek ya da imanın şartlarından biriymişçesine ezberlenebilecek bir şey değildir. Peki ama insan hiç formülleştirmediği, hatta kendi kendisine bile etmediği bir yemini nasıl tutabilir? Yemin tam dile döküldüğü anda aklı terk etmek zorundadır.”

Close