Ya yazmaktan ne anlıyorum? Beni ortaya koymasını, bana tanık olmasını dedim. Bir kişi, bir birey olmak istemekten başka ne demektir bu? Evet, yazmaktan anladığım bu işte: Bir birey olmak. Yazmayı böyle anladığıma göre ya yaşamaktan ne anlıyorum? Nedir yaşamak? Yaşamak benim için dünyayı algılamak, kavramak, bulgulamak, ona bir anlam vermektir. Bunun için, yaşamak bu yolculuğa çıkmak, her şeyden önce de bunu göze almak, buna katlanmaktır. Yani yaşamın kendisi gibi her gün uyanmak, her gün yenilenmek, büyümek. Artık biliyoruz bu dünya vardır ve yok olmayacaktır. Aslolan da bunu böyle bilerek yaşayacağımızdır. Bu güzelim yeryüzünde yaşayan bütün insanlar gibi ben de öyle yaptım: Neler var bu yeryüzünde? dedim. Gördüm ki evler, sokaklar, insanlar, çarşılar, dükkânlar, ağaçlar, ovalar, sular, gök, hep gök ve insanlardı yeryüzü. Büyük bir kitap gibiydi daha çok: Her sayfası başka, her sayfasında yeni görüntüler, yeni dünyalar olan bir kitap. Sayfalarını çevirdikçe kimi birbirine karşı çıkan, kimi birbirini tamamlayan, ama ucu bucağı olmayan bir kitap. Böyle gittim geldim ben de o kitapla. Ne zamana kadar? Yazmaya başlayınca değin. Ama yazmaya başlayınca iş değişti, yazmaya başlayınca değiştim. Evler, sokaklar, insanlar hep vardı yine, ama ben evleri, sokakları, insanları bir başka türlü görmeye başladım. İşte bu zaman yazmakla yaşamak birleşti bende: İkisini birbirinden ayıramaz oldum. Daha da önemlisi yazmak, yaşamanın yerini aldı. Yazmadan yaşamak diye bir şeyi anlamaz oldum.
Uzun Bir Adam, İlhan Berk, YKY, 2005 (Alıntıdır.)
