Burası bir kitap ve bu kitap Nahid Sırrı Örik’in Kıskanmak romanı. Çünkü 1946 yılında yayınlanan romanda ana karakterimiz iyi bir insanın yerine salt kıskançlık duygularıyla hareket eden bir kadın ve insanın karanlık yönleriyle yüzleşmesi için iyi bir fırsat.
Roman Seniha’nın özel hayatı, kıskançlığı ve aşk ilişkileri üzerinden ilerlese de toplumsal anlamda da ayna işlevi görmekte, Cumhuriyet’in ilk yıllarını anlatarak taşra ve şehir bakımından Cumhuriyet panoraması işlevi de taşımaktadır. Hikâye Zonguldak’ta geçmektedir. Cumhuriyetin ilk yıllarıdır. Zonguldak henüz taşradır, şehirleşmeye çalışmaktadır. Buradan da yoksullar ve burjuva kesimi üzerinden önümüze bir resim çizilmektedir.
Seniha ve Mümtaz iki kardeştir, Mümtaz mühendistir, yakışıklıdır, Seniha ise kendini güzel bulmamaktadır. İstanbul’da büyüyen iki kardeş annelerinin ölümü ve Mümtaz’ın Zonguldak’taki madene mühendis olmasıyla Zonguldak’a taşınırlar. Seniha, Mümtaz’a bağımlıdır, kendisini hem sığıntı gibi hissetmekte hem de esir gibi görmektedir. Mümtaz’ın yakışıklılığı, başarılı olması, el üstünde tutulması; tam tersi durumda olan Seniha’da haset ve kıskançlığa sebep olur.
Mümtaz’ın genç ve güzel Mükerrem ile evlenmesi, eve Mükerrem’in gelmesi Seniha için korku dolu günlerin başlaması demektir. Seniha zaten güzel değilken ve sığıntıyken artık evde Mümtaz’ın gözdesi, güzel Mükerrem vardır. Seniha böylece haset ve kıskanç duygularla planlar yapmaya başlar. Mümtaz’ı abisi değil de düşmanı olarak görür. Yasak aşk Seniha için intikam aracıdır. Bedeli ne olursa olsun düşünmez, ailesinin de abisinin de yıkılması umurunda olmaz, bilakis yıkılmasını ister.
Roman bir aile trajedisi olmasının yanında insanın nefsine esir olduğunda her şeyi nasıl da darmaduman edebileceğinin bir delili mahiyetindedir. Haset gibi güçlü ve kötü duyguların insandaki sevgi duygusunu süpürüşü, kardeşin dahi düşman olmasına yol açışı romanda ustalıkla ele alınır.
Kıskanmak, klasikler arasındadır ve her zaman olacaktır.
