Burası bir kitap ve bu haftanın kitabı Jose Saramago’non Körlük adlı romanı. Çünkü yaşadığımız modern hayatın nasıl bir distopya olduğunu göstermesi açısından önemli bir eser.
Nobel ödüllü yazarın romanı adı bilinmeyen bir ülkede trafikte yeşil ışığı bekleyen bir adamın aniden kör olmasıyla başlar. Beyaz körlük adı verilen salgın kısa sürede tüm ülkeye yayılır. Hükümet hastalığın yayılmaması için tüm körleri karantinaya almaya karar verir ve onları bir akıl hastanesinde toplar.
Doktorun karısı kör olmaz, görür ancak kocasını yalnız bırakmamak için kör taklidi yaparak karantinaya dahil olur. Romanı da aslında bu kadının gözleriyle okuruz. Kadının gördükleri bize insanın hayatta kalma çabasının nelere yol açabileceğini gösterir. Eğer herkes körse ve kimse onlara yardım etmiyorsa o zaman ahlaki sınırları kim nasıl belirleyecektir? Sorunun cevabı aynı zamanda modern hayatı da aydınlatır. Saramago aslında modern insanın kör olduğuna ve dünyaya tıkıldığına işaret eder.
Zamanla hastanede kurallar kaybolur, sadece yemek bırakıp giden askerler hastanede otorite boşluğuna yol açar. Herkes kör olduğu için hijyen sıkıntısı da başlar. Daha sonra hastaneye getirilen silahlı kör bir grup ise hastanede şiddetin başlamasına neden olur, silahlı körler, diğer kör vatandaşları haraca bağlar, onlara her istediklerini zorla yaptırmaya başlarlar. Konu kadınların iffetine kadar gider.
Bu süreç de insanların hayatta kalma çabasının ve otorite boşluğunun, ahlaki sınırların olmamasının insanı nasıl da vahşete yönlendirebileceğini, insanın içindeki vahşi kişiliğin serbest kaldığında nasıl da hiçbir değeri tanımadığını, sınır bilmediğini gözler önüne serer.
Salgın tıpkı başladığı gibi aniden geçer, insanlar bir anda yeniden görmeye başlarlar. Ancak görebildikleri tek şey insanın açgözlülüğü, ahlaksızlığı olur. Saramago aslında mevcut hayatın böyle olduğunu, tüm insanların sanki salgın varmış gibi kör olduklarını anlatır romanda. Barındırdığı güçlü mesaj ile Körlük herkesin okuması gereken bir kitap.
