19:58 Oku Dedi

Arslan Karadayı’ya “Ne Okusak?” Diye Sorduk

Her yazarın dünyası başka kitaplarla örülüdür. “Oku Dedi”de, sevdiğimiz kalemlere ne okuduklarını, hangi metinlerle beslendiklerini soruyoruz. Belki de bir sonraki favori kitabınız, onların satır aralarında saklıdır. Bu hafta Arslan Karadayı’ya ne okuyalım diye sorduk, o da bize Kemal Tahir’in Esir Şehrin İnsanları kitabını söyledi.

Esir Şehrin İnsanları, bana göre yalnızca bir roman değil; Türkiye’nin hafızasına tutulmuş sahici bir aynadır. Bu eser memleketin modernleşme sancısını, insanımızın kırılmalarını, aidiyet arayışını ve tarih karşısındaki ruh hâlini tam manasıyla kavramak için güçlü bir kaynaktır. Kemal Tahir, dönemin siyasi tartışmalarının ötesine geçerek bu toprakların hikâyesine idrak ve tatbiki gücüyle bakmayı başarır. Belki de bu yüzden, sol düşünce duruşunda bir yazar görüntüsünde olması bir yana, Anadolu’nun ruhuna, tarihine ve toplumsal sürekliliğine karşı dikkat çekici derecede muhafazakâr bir hassasiyet taşır. Onun derdi ideolojik sloganlar değil; insanı, cemiyeti ve memleketin mayasını anlamaktır.

Romanda işgal altındaki İstanbul yalnızca bir şehir değildir; çözülmekte olan bir medeniyetin, dağılmakta olan bir toplumsal yapının devasa travmatik sarsıntılarının sembolüdür. Karakterler üzerinden verilen ahlaki, siyasi ve vicdani mücadeleler ise bugün hâlâ canlılığını koruyan meselelerdir. Bu yönüyle eser, geçmişi anlatırken bugüne ve hatta yarına da temas eder.

Kemal Tahir’in dili ve anlatım kudreti, edebiyatı kuru bir estetik uğraş olmaktan çıkarıp hayatın tam ortasına yerleştirir. Bu nedenle Esir Şehrin İnsanları, edebiyatın “hayata düşülen bir şahitlik nişanı” olduğuna dair en güçlü örneklerden biridir. Bugün dahil bitmez bir hâlde Türkiye’yi anlamak isteyen herkesin yolu bir gün mutlaka bu romandan geçmelidir.

Close