Salim Nacar’ın şiiri, ilk bakışta dağınık ve taşkın bir dilin içinde ilerliyor gibi görünse de, aslında modern dünyanın zihinsel ve ruhsal parçalanmışlığını oldukça bilinçli bir biçimde kurar. Bahar gibi klasik bir imgeyi bile huzur ve dirilişle değil; ironi, öfke, inanç, siyaset ve bireysel kırılmaların iç içe geçtiği bir alan olarak ele alır. Bu yüzden şiirde bahar, yalnızca mevsim değil; insanın kendisiyle, toplumla ve hakikatle kurduğu çelişkili ilişkinin bir sahnesine dönüşür.
Aşağıda okuyacağınız şiir, dilin sınırlarını zorlayan, yer yer sertleşen ama aynı zamanda metafizik bir arayışı da içinde taşıyan bir şiir. Salim Nacar, bu şiirde hem geleneğin izlerini çağırıyor hem de o geleneği bugünün kırık aynasında yeniden sorguluyor. Okuru alışıldık anlam düzeninin dışına çıkaran bu şiir, dikkatli bir okuma kadar cesaret de talep ediyor.
Tüh ağzına tüküreyim, yine bahar geldi
bir tür reaktör olarak karşıladım baharı diye geldi
kapitalizme ve bilinen bütün türlerine insan sövmenin
aşk acısına ve baş ağrısına karşı bahar bulutlardan geldi.
tabiatı meydana getiren takım adalarının geçmişinde
bu baharın hep mıknatıs sezonlarına denk geldiği düşüncesi var
çekim kuvvetlerine uygulanan yankesiciler gibi bir baharın
öyle sevimli ki onu ulumaktan alıp dile sokasınız gelir diye bit bahane
bütün gramer derneklerinin harekete geçtiği nasreddin fikrinin galibi
o yüzden başmüderris tahkikâtı aksatınca altına aldığı tabureden
hırsla kalkan
öğrencisini avluya çıkarıp bir güzel temmuzlamıştır, eminim
otuz akçe tutarında o bahanenin kurduğu salıncağı
maaşından külçelterek tıkadığı şampanya tıpasının taarruzuyla
bütün osmanlıya yaymıştır
sünniliğin genişleyerek evrene bahar getireceği müjdesini, ne güzel.
Koluma gireyim, el-kayseri, yine bahar geldi
bahar geldi düşüncesinden önce de
bak yine bir bahar geldi düşüncesi, somut hatıralarla geldi
eylülü başlatan içülkelerle geldi.
önceki yaşantımda şia kuyruklarına gazel atlatan bir uzay alisiyim
şimdi şifa medreselerine gün aşırı serum boruları döşemekle meşgul
bir dini münevver
bursa’da canavar kılığında gezdiğim günlerin çamurunu
henüz sıvamadım eteğimden
koluma gireyim
bahçede her türlü fiziğin çiçek açtığı katılımcı gözdelerinde
turist ayazları
bütün ülke minyatürü üstünde flaş patlatan
bir çift cinsel ayak ağrısı çekiyor bugün bahar
kolundaki yaradan bütün para birimlerinin öğretildiği
borsalar sabahını inleyen adem ağzı
taceddin oğlum!
daima tezekkürle bağlan Allah’a.
çıktığın kolumdan bir kol hacmi bahar
kol düşüncesinden önce de vardı çıktığın kolumda bu hacmi cebrail
kadar yer gök bahar.
ya Allah! bütün kolluk kuvvetleriyle geldi bahar
geldi ya artık içimde bu bütün bir kuş ırkını temsil eden
müsvedde bahar
bir tür şirk olarak karşıladım baharı diye geldi bahar
kalbe ve onun bilinen bütün tekkelerine insan sevmenin
gök mavisine, yer yeşiline dolu bahar
zaviyeden sızan nurdan geldi bahar.
kahvenin dili tımtırak mızraklarla dolu atıyor savaş pasını üstünden
bunun bir geçmişi var, bir odası, bir geleneği, tutmamış bir bileti
karnını yardığında el-kayseri!
daha sindirilmemiş bütün mutfak kazaları
en az bir parçası komşudan geri dönmediği için
değerini kaybetmiş porselenlerden
yayılan kadın şiddetini bastıracak
bir emlak çeşidi bulunmuyor artık dünyada
kötü yetiştirilmiş kızların tirilliğini gölgeleyecek
bir çeşit savaş başlığı da yok
kalbin kararmış ciltlerinden sızarak
ayak uçlarından gölgelerine dikilmiş adamların
hayvanlarını dürtüleyecek her teneşir kıblesi de tüfenklenmiş
ne yazık
bunu da yaz tacettin
bak ne diyor iznik canavarı, iki kızını gezdirdiği köpekle
-iznikdeğilefendimbursaolacak-
kadınlardan ve çocuklardan kurtarılacak olanı
bir de hızırla deneyelim diye bu kızıldeniz açıyor mucizesinden
bahçede.
ben orda boğulayım diye mi geldi bahar!
koluna mı gireyim, el-kayseri, yine geldi bahar
bir bahar düşüncesinden
benden, çocuklardan
kadınlardan daha gerçek bir bahar düşüncesinin kalbine geldi bahar
somut hatıralarla geldi
eylülün karnını yararak geldi.
aşk acısına en çok bulutlar dalaşırken perişanlığın
canımın içine indirildi müfredattan kaldırılan karaduygusu baharın
bana aşk acısından bir nice eşitsizliği dindirip de geldi.
