13:40 Yazı

Cahit Zarifoğlu-Aslanlarımız

Cahit Zarifoğlu’nun denemelerinde sıkça karşılaştığımız o içe dönük, sarsıcı sorgulama hâli, “Aslanlarımız” metninde de kendini bütün açıklığıyla gösterir. Zarifoğlu, okuru dış dünyanın karmaşasından çok, insanın kendi içindeki çatışmaya çağırır; iyi ile kötünün, irade ile zaafın, inanç ile nefsin mücadelesine… Bu metin, bir hikâye anlatır gibi görünse de aslında her birimizi kendi içimizdeki “kumandan” ile yüzleştiren bir aynaya dönüşür. Aşağıdaki satırlar, insanın en güçlü yanlarının bile nasıl yanlış bir yönlendirmeyle zayıflayabileceğini düşündüren, kısa ama derin bir sorgulamanın kapısını aralıyor.

Aslanlarımız

Gözlerimizin meylini bir kontrol etsek mi?

Sonuç ne kadar korkunç olsa da buna bir davranalım. Edindiğimiz düşünce alışkanlıkları, denetim altında büyütülen kişiliklere has çıksa bile bir deneyelim. Böyle bir kafa ile neyi nasıl deneyeceğimizi bile düşünmeden.

Sanmayın ki, uzun boylu, garip eğitim sistemlerinin handikaplarından geçmiş kişiliklerin tahliline girişeceğiz. Yapabilsek keşke. Hatta birkaç satırlık şu yazının içinde hepsini anlatacak kadar kısa ve özlüce yapabilsek. Ne mümkün. Kim bilir gerçeği hangi beyinler kaç on yıl sonra tahlil edip ortaya koyabilecekler. Bizimkisi olsa olsa bir kesitten alınma küçük bir tespit olabilir.

*

Maymunlardan meydana gelen bir ordu ile aslanlardan meydana gelen bir ordu arasında bir orman harbi patlak verdiğinde herkes reyini aslanlardan yana vermeye hazırmış.

Ancak sonuç ne olmuş biliyor musunuz, maymunlar kazanmış savaşı. Aslanlar mağlubiyet sonrası değerlendirme yaparlarken, büyükler meclisi üyelerinin en bilgesi, “Niçin mağlup olduk?” sorusunu şu şekilde cevaplandırmış:

“Maymunların askerini bir aslan, bizim askerimizi ise bir maymun idare ediyordu.”

Bilmiyoruz, gerçekten aslanlara bir maymun, maymunları ise gerçekten bir aslan mı kumanda ediyordu, yoksa bilge aslan bu sözleriyle her iki taraf askerlerine kumanda edenlerin nitelikleriyle ilgili bir şeyler mi anlatmak istiyordu.

*

Bazı özelliklerimizi düşünüyorum.

İnançlarımız dan gelen aslan orduları gibi özelliklerimiz. Çoğunu teorik olarak bildiğimiz, parlak özellikler. Olması gereken, içimizde derin ve anlamlı bir varlık gibi var olması gereken, bütün bozulmalara karşı yekpare, blok bir direnç hâlinde bulunması gereken aslan özelliklerimiz. Bunların bir aslanlar ordusundan farkı ne: İnsafımız, irademiz, namahremden ırak duruşumuz, Allah korkumuz, adaletimiz, şefkatimiz… sayısız, saymakla bitmez ve şecaatimiz…

İşte aslanlarımız bunlar bizim.

Kalbimizin ve aklımızın aslanları.

Çoğu durumlarda bizi yüreğimizin derinlerine kadar titreten ve karşılarında mutsuzlukların en büyüklerini yaşadığımız maymunlar, anlaşılan elimizden bir tek asla anımızı alıp onunla bizi mağlup edip duruyor.

Hangisi o?

Hiç fark etmez ki!

Herhangi biri olabilir. Alıp onu nefsin azgınlıklarının başına, şeytanın önüne kattın mı, karşısında duramazsın artık.

Söylediklerimizi sadece bireysel sınırlar içerisinde, insanın kendi kendiyle, kendi kanındaki düşmanla giriştiği, farkında olsa da olmasa da içinde bulunduğu savaş hâli…

Bunu aile ve toplum sathına yansıtarak ele almakta aynı sonuçlara götürecektir bizi.

Acaba teorik olarak bildiğimiz ve tümü güzel inancımızdan kaynaklanan özelliklerimizi kumanda eden maymun hangisi.

Tanıyor muyuz içimizdeki maymunu? Kalbimizi ve aklımızı durmadan talan eden ve onu her gün biraz daha çoraklaştıranı…

Cahit Zarifoğlu, Bir Değirmendir Bu Dünya, Ketebe Yayınları (Alıntıdır.)

Close