13:34 Sorduk Söyledi

Samed Karataş’a Sorduk Söyledi

Şair Samed Karataş’a eserlerin derinliği bağlamında dijital dönüşümlerin etkisini sorduk. Şair bize her şeyin değiştiği düşüncesinin acele verilmiş bir hüküm olduğundan ve bir metni ele alma yönlerinden bahsetti.

Dijital çağda edebiyatın okurla kurduğu ilişki köklü biçimde değişti. Bu dönüşüm sizce metnin derinliğini azaltıyor mu, yoksa yeni anlatım biçimleri için verimli bir alan mı açıyor?

Samed Karataş:

Genelde edebiyatla özeldeyse şiirle ilgili sorulmuş her soru aynı zamanda Tanrı’nın dünyaya koyduğu işleyişe dair  yönetilmiş  bir soru oluyor. Kutsal kitaplarda şairlerle, şiirle ve insanın bütün halleriyle ilgili belirtilmiş tüm ayetler ve buyruklar aynı zamanda konusu insan olan edebiyatı da kapsıyor.

Dijital çağ söylemi gözümüzü perdeleyen bir retorikle açıldığı için hemen “her şey değişti” söylemini aceleci buluyorum. Burada temelden ilerlemeyi teklif ediyorum. Dijital olan her şey,  – o şey ne ise- dijital olmaklığıyla bir özgürlük teklifi iddiası getiriyor. 2026 yılındayız ve özgürlük teklifiyle gelen teknolojinin bizi daha fazla denetime alma, yönlendirme gibi varlık iddiasının tam tersi yönde bir gelişim gösterdiğini görüyoruz. Metnin derinliğini değil ama üretilen metnin özgürlüğünü konuşmayı burada daha kıymetli buluyorum. Marksistlerin, sanatı üretim araçlarına, yaygınlaşmasına dair getirdiği tezler bir yana, özellikle din üzerine inşa edilen kültür ve ülkelerde, teknolojinin edebiyat metnini özgürleştirdiğini değil daha muhafazakârlaştırdığını söyleyebiliriz. Mesela hiçbirimiz Mevlana Celaleddin Rumi kadar özgür bir metin üretemeyiz. Dijital çağda ürettiğimiz metne annemiz, babamız,  tanıdığımız herkesin erişimi metnin yanlış anlaşılabilme ihtimaliyle daha zihinde bir engelle karşılaşıyor. Bu şu demek bizler Mevlana’dan ( seküler ve İslamcı farketmeksizin) daha muhafazakâr yazarlarız. Çünkü her daim denetimdeyiz. 

Özgür olan bir metin mi derindir yoksa muhafazakâr bir metin mi? 

Sorunuzla ilgili kısım için bir de şu var; biz artık metni üretirken sanatçı yalnızlığıyla değil, sosyal medya takipçilerimizle birlikte üretiyoruz. Artık hiçbir zaman yalnız değiliz. Metni üretirken takipçilerin/ okurların da üretim sürecine dahil olduğu bir tür demokratik bir metin üretiyoruz. Bu da yine sığlık ve derinlik meselesinden önce sahihlik meselesine götürüyor bizi. Sorunuzu başka bir soruyla bitiriyorum: Sahih bir metin mi? Demokratik bir metin mi? Haklı mı olalım yoksa sevecen mi?

Close