Bugünün genç yazarlarında sizi en çok heyecanlandıran şey nedir? Buna karşılık sizi kaygılandıran bir yüzeysellik ya da hız kültürü görüyor musunuz?
“Genç yazar” tabirini tashih ederek başlayalım isterseniz. Yerine ne koyacağımı bilmiyorum ama genç yazar olmaktan memnun olan birine hiç rastlamadım. Şöyle devam edeyim yine müsaadenizle: Yazma eyleminin tutkuya dönüşmediği bir yazar, bu zahmetli yolculuğu ne kadar sürdürebilir emin değilim. Yaşı kaç olursa olsun, sahneye yeni çıkmış tutkulu bir yazarın beni ve aslında her okuru en çok heyecanlandıran tarafı öngörülemez olmasıdır. Romanda Kadir Daniş’in, öyküde Emin Gürdamur’un aldığı mesafeyi, ortaya koyduğu eseri ve ördükleri dilsel kozayı kim tahmin edebilirdi ki!
Kerameti, istikamet mefhumuyla açıklayan mürşidin mantığını ödünç alarak söylersem dikkati kaybetmeden okumanın, odağı şaşırmadan yazmanın, yalnızca yazınsal marifetlerle görünür olmanın git gide zorlaştığı şu hengamede en heyecan uyandıran, en şaşılası şey devamlılık olabilir. Bir korpus, bir külliyat oluşturmuş kıdemli yazarların öyle ya da böyle devam etmeleri, ölümü masa başında bekleme temennileri anlaşılabilir ve saygıyla karşılanabilir fakat kitapları yeni yeni yayımlanan bir yazara karanlık bir tünelden başka bir “alan” vaat edilmediğini de görmek gerekir. Başta sözünü ettiğimiz tutkunun itkisiyle yolculuğunu sürdürenlervaka-yı acibe olarak incelenecekler edebiyat tarihinde. Ne mutlu onlara.
Yüzeysellik oldu ve olacak. Hızın kurbanları oldu ve olacak. Daima az sayıdaki yıldızın aydınlattığı kadar aydınlık olacak dünyamız, bunu peşinen kabul etmek gerekir. 2000 sonrası teknolojide meydana gelen şaşaa, ehlinin “dijital devrim” olarak nitelediği şaibeli ilerleme edebiyatın altını mı oydu, yoksa zaten sonra elenecekler daha yolun başında kendi rızalarıyla mı çekildiler, kesin bir karara varmak zor fakat şunu olanca çıplaklığıyla görüyoruz ki derdi davası yazmak, yazarak var olmak olmayanlar rengini belli ediyorlar hemencecik. Kızıyor muyum onlara? Bilakis, sahneyi asıl sahiplerine, yazma eylemini varoluşsal bir mesele olarak görenlere bıraktıkları için minnettarım.
