12:35• Kadim Metinler

Attâr’dan Bir Nefs Hikâyesi

İnsan, bazen kendisini kurtaracak olana değil, kendisini ağırlaştıran yüke sarılır. Ferîdüddin Attâr, bu kısa ve nükteli hikâyede sakalını bir yük gibi taşıyan adam üzerinden nefsin insana kurduğu tuzağı anlatır. Denize düşen adamın boğulmamak için çırpınırken bile sakalını bırakmaması, insanın alışkanlıklarına, benliğine ve görünüşüne ne kadar sıkı tutunabildiğini gösterir. Hikâyenin ardından gelen öğütlerde ise sakal, nefsin ve şeytanın sembolüne dönüşür. Attâr, hakikate ulaşmak isteyen kişiyi kendi “sakalını” bırakmaya; yani benlikten, kibirden ve dünyaya bağlayan yüklerden sıyrılarak yola koyulmaya çağırır.

Bir ahmak adamın pek büyük bir sakalı vardı. Adam bir gün nasılsa denize düştü, boğulmak üzereydi.

Kıyıdan bir adamcağız onu gördü, bağırdı: “Boynundan torbayı çıkar yahu!”

Adam dedi ki: “O torba değil, sakalım. Sakal da değil, başımın belası!”

Kıyıdaki, “Pek hoş, beğendim doğrusu” dedi. “Sakalın buysa, halin de budur. Debelenme öyleyse, geberip gideceksin işte.”

Ey keçi gibi sakalından utanmayan, sıkılıp arlanmayan,

Sende nefis ve şeytanın varsa, sen de Firavun’a, Haman’a uydun demektir, çünkü ve nefis ve şeytan, sana göre Firavun ve Haman’dır.

Musa gibi varlıktan geç de, ondan sonra Firavun’un sakalına yapış!

Bu Firavun’un sakalını sımsıkı tut,  çek; ercesine onunla savaşa giriş!

Yola ayak bas, sakalını bırak… bu sakal yüzünden ne vakte dek yolda kalacaksın; ne zamana kadar varacağın yere varamayacaksın?

Din yolunda er olanın, sakalını tarayacak tarağı yoktur!

O, ne gönül kanından başka su bulur, ne gönülden başka bir kebap!

Bez yıkayıcı olsa, güneş yüzü görmez, çiftçi olsa tarlasına buluttan yağmur yağmaz.

Sen de yaranı (sakalını) bil de, sakalını sofra yaygısı yap, yerlere döşe!

Feriüddin Attar, Mantıku’t-Tayr

↑
Close