Harun Yakarer’e “Ne Okusak?” diye sorduk. Yakarer bize Sezai Karakoç’un Yitik Cennet kitabını tavsiye etti.
Sezai Karakoç’un Yitik Cennet kitabını herkesin okumasını isterim.
Çünkü hepimiz için en güzel örnekler peygamberlerdir bu hayatta. Fakat Sezai Karakoç, bu eserinde başka eserlerde olandan farklı bir şey yapıyor ve anlattığı tüm peygamber kıssalarını siyasi ve sosyolojik olarak günümüze getiriyor. Bence en çok ihtiyacımız olan şey bu. Okuduğumuz herhangi bir kitabı zamanımıza ve mekanımıza getirebilmek, onu halihazırdaki insana konuşturmak. Sezai Karakoç bunu bizim yerimize yapıyor. Fakat sıradan bir göz değil Sezai Karakoç’un gözü. O, Hz. Adem’den itibaren insanın gurbetini, krizlerini ve yeniden doğuş mücadelesini şiirsel bir dille ortaya koyuyor. Metafizik bir medeniyet haritası sunuyor bize. Kendini, tarihi ve modern çağın sarsıntılarını peygamberlerin bıraktığı izler üzerinden yeniden yorumluyor.
Onun felsefesinin temeli olan diriliş, aynı zamanda bir umudun da adıdır. Sezai Karakoç Yitik Cennet’te peygamberlerin hayatlarını ve aksiyonlarını tarihsel ve sosyolojik olarak ele alıp bir medeniyetin nasıl doğduğunu, hangi krizlerden geçtiğini ve yeniden nasıl dirilip ayağa kalktığını kavramamızı sağlıyor. Bu, içinde bulunduğumuz şartlar ne olursa olsun bize umut aşılar niteliktedir. İster kişisel olsun ister toplumsal, bizi tüm yenilgilerimizden çıkaracak, tüm sarsıntılarımızda elimizden tutacak gücün yine inandığımız en büyük insanlar olan peygamberlerin kıssalarında olduğunu net bir şekilde gösteriyor. Peygamberlerin hayatına bakınca düşüşün dahi nasıl rahmete dönüştüğünü anlıyor insan. Anlamak ve umut etmek, hayatımızı devam ettirmek için iki güçlü unsur.
Merhum üstadımızın eserin kapanışında belirttiği gibi, başka uygarlıkların taklit cehenneminde kavrulan ve yönünü yitiren modern insan için bu eser, kendi öz değerlerimize dönmek, özgürleşmek ve yeniden ayağa kalkmak için doğru örnekleri gösteriyor.
Sırf Hz. Âdem bölümünde geçen “Ah düşüşsüz insan, benden övgü bekleme.” sözü ve Hz. Nuh bölümünde geçen “Allah’ın razı olduğu kişiye tufan bile sığınaktır.” sözü dahi bu eserin neyi nasıl anlattığını gösterir nitelikte olduğu için burada geçsin isterim.
