15:45• Oku Dedi

Bahadır Dadak’a “Ne Okusak?” Diye Sorduk

Şair ve yazar Bahadır Dadak’a “Ne Okusak?” diye sorduk. Bize Dino Buzatti’nin Tatar Çölü kitabını söyledi.

Cemal Süreya, ‘İki Kalp’ şiirinde: “Beklemek, gövde gösterisi zamanın” der. Hiç ummadığım, kimseyi ve hiçbir şeyi beklemediğim bir anda okumaya başladığım Tatar Çölü, bekleyişin zamanla nasıl bir hayat formuna dönüşebileceğini gösteren eşsiz bir roman.

Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim: Muhakkak okuyun.

Dino Buzzati bizi, muhayyel bir zamanda muhayyel bir ülkeye götürüyor. İçten içe 20. yüzyılda olduğumuzu biliyoruz. Romanın omurgasını oluşturan imge ‘zaman’ bence. Sıradan bir askerî görev üzerinden var-oluşa; dikkatli gözler, rikkatli kalpler için yok-oluşa;  zamanla kurduğumuz ilişkiye, nihayet; kendimizi aldatma biçimlerimize dair kırılgan bir ayna tutuyor Tatar Çölü. Kanaatimce romanı klasik yapan başarı burada yatıyor: Kahramanımız Giovanni Drogo’nun -bazen son derece sinir bozucu olan- hikâyesini takip ederken hayatımızı, ertelediğimiz kararları ve gerçekleşmesini beklediğimiz ihtimalleri düşünmeye başlıyoruz.

Salah Birsel gibi kestirmeden sorayım. Nedir? Şudur: Giovanni Drogo, iyi eğitim almış, burjuva kökenli genç bir subay olarak Bastiani Kalesi’ne atanır. Önünde uzun bir hayat, kendisini ispatlayabileceği fırsatlar vardır. Tatar Çölü’nden gelecek düşmanları gözetlemekle görevli kalede, büyük bir olayın yaşanacağına, kendisine de tarihe geçme imkânı verecek o büyük günün geleceğine inanır. Ne ki, beklenen düşman bir türlü gelmez. Bilindik hikâye: Günler aylara, aylar yıllara, ağaçlar fidana, fidanlar ağaca… (Merhaba Cemal Süreya!) Drogo, o büyük günü beklerken kale duvarlarının, çölleşen hayatın kendisini tüketmesine seyirci kalır. Bir zamanlar geçici gördüğü kale -korunaklı yuva- giderek bütün dünyası hâline gelir. (Herkese merhaba!) Drogo, bir gün her şeyin değişeceğini düşünmeye devam eder. Gerçek hayatın henüz başlamadığını… Zaman ilerlemeye, imkânlar tükenmeye, usul usul yaşlanmaya devam eder bu arada. Drogo’nun trajedisi hepimizin trajedisidir: Hayatını hep iyi ihtimallere bağlamış, beklemiş, beklerken yaşamayı unutmuştur.

Tatar Çölü, “Modern insanın ruh hâlini anlamak bakımından muazzam bir eserdir.” gibi statik bir klişeye düşmek isterdim. Maalesef, Tatar Çölü insanlığın bidayetiyle yaşıt olmalı. Kariyer, başarı, itibar ve tûl-i emel uğruna ânı —ibnü’l-vakti— feda eden insanın hikâyesi, Âdem Babamız’dan beri güncelliğini koruyor. Korunaklı kalesinde, bir gün muhakkak gelecek o büyük anın hayaliyle yaşamayan var mı aramızda?

İnsanı insanda okuyan müstesna.

↑
Close